TaLaTT's profile......::::::шзĿ©σмз тσ м...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    MeCHuL

           NeFReT
     
    Yaşamak,gülmek,ağlamak,
    Hep acı verici..
    Yaşadım,güldüm,ağladım,
    Ama hiç sevinmedim bu hayatta!..
    Hayattan tek istediğim:sevmek ve sevilmek..
    Ama bu hayat bunuda çok gördü bana;
    Döndüm baktım eski zamanlara;
    O eski zamanı yaşamak istedim,
    Bşaramadım…
    Hayattan hep nefret ettim…

    Sevmek beni sevdirmedi;
    Hep ağlattı,
    Hep acı verdi,
    Ama artık sevmiyceğim,
    Çünkü hiç sevinmedim…
    BU benim hayat nefretim!

    Ama yinede biliyorum ki;
    Hayat bu,
    Bazen ağlatır,
    Bazen güldürür,
    Yaşamayı ve ölmeyi öğrenmeliyiz…

    TaLaTT

         SENSİZLİGE AŞIGIM
     
    Yabancı dudaklarda senin tadın
    Cekiliyorum kenara aniden
    Tuttugum her elde senin sıcaklıgın
    Kaçmıyorum hiç bir tenden
    Sensin diye avunuyorum
    Kokun öle sinmiş ki
    Başkasına sen diye sarılıyorum
    Bagırmak haykırmak istiyorum...
    Bıktım sebepsiz gidişlerinden
    Bahanelerinden.
    Sevseydin bitmezdi
    Mesafeler engel olmazdı.
    Sensiz olamam diyordun
    Gördünmüü sade kendini degil
    Benide kandırdınn
    Belki bunları söylerken
    Vicdanın rahatlıyoduuu
    Peki yha şimdii
    Şimdi rahatmı vicdanın
    Acı içinde bıraktıgın kalbime
    Acıdınmı içten sevgiyle
    Hayırrr!!!
    Sen menfaat aramıssın meger
    Bense boş hayaller...
    Başkasına aşıgım şimdi
    Kime mi?
    SENSİZLİGE!!!
    Biraz gururun varsa dönme geri
    Dönüpte kalbime yenik düşürme
    Tam sensizlige aşıkken
    Hayatımı mahfetme...    
                                           TLT
     
     

    Ümit Yaşar Oğuzcan

    İŞTE BEN

     

    Ben alışılmamış bir insanım biliyorum

    Bir karanlıktır ben de pırıl pırıl zamanlar

    Mağrur kalbim her yerde asi ve yalnız

    Neyleyim umduğum gibi çıkmadı insanlar.

    Herkes bir şey aldı götürdü benden

    Dağıttım kaç yıl sevgilerimi cömertcesine

    Gözlerim bir vefa arar, arar da bulamaz

    Nicedir hasret kulaklarım bir dost sesine

    Bilirim, çoğu gün hüzünlüdür bakışlarım

    İçimde biri ağlar güldüğüm zaman bile

    Gömerken kalbime bütün arzularımı

    Yanarım yaşanmamış anıların özlemiyle

    Sevdiğim mahzun şarkılardır, hüzünlü resimler

    Garip akşamlarda yaşadığımı anlarım

    Çevremde kim varsa konuşur durmadan

    Ben hep bir heykel asaletiyle susarım.

    Gecenin bir yerinde teselliler biter de

    Dağıtır saçlarımı onun güzel elleri

    Kokusu rengi kalır ellerinin gecelerde

    Doğan gün uzaklardan getirir sevdiğimi

    Ümit Yaşar Oğuzcan

    BİRGÜN SENİ SEVDİĞİMİ ANLARSIN

     

    Uykuların kaçar geceleri

    Bir türlü sabah olmayı bilmez

    Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya

    Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında

    Ne çarşaf halden anlar, ne yastık

    Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık

    Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın

    Onun unutamadığın hayali

    Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine

    Sevmek neymiş birgün anlarsın

     

    Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu

    Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin

    Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için

    Vurursun başını soğuk taş duvarlara

    Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın

    Duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın

    Sevmek neymiş birgün anlarsın

     

    Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin

    Niçin yaratıldığını

    Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini

    Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini

    Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın

    Dolar gözlerin için burkulur

    Sevmek neymiş birgün anlarsın

     

    Birgün anlarsın sevilen dudakların

    Sevilen gözlerin erişilmezliğini

    O hiç beklenmeyen saat geldi mi

    Düşer saçların önüne ama bembeyaz

    Uzanır gökyüzüne ellerin

    Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin

    Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın

    Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı

    Sevmek neymiş birgün anlarsın

     

    Birgün anlarsın hayal kurmayı

    Beklemeyi

    Ümit etmeyi

    Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir

    Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi

    Lanet edersin yaşadığına

    Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın

    Zaman bir çiçek gibi büyür kabrimde kendiliğinden

    Bir gün seni sevdiğimi anlarsın

    Ümit Yaşar Oğuzcan

    BENİ UNUTMA

     

    Bir gün gelir de unuturmuş insan 

    En sevdiği hatıraları bile 

    Bari sen her gece yorgun sesiyle 

    Saat on ikiyi vurduğu zaman 

    Beni unutma 

     

    Çünkü ben her gece o saatlerde 

    Seni yaşar ve seni düşünürüm 

    Hayal içinde perişan yürürüm 

    Sen de karanlığın sustuğu yerde 

    Beni unutma 

     

    O saatlerde serpilir gülüşün 

    Bir avuç su gibi içime, ey yar 

    Senin de başında o çılgın rüzgar 

    Deli deli esiverirse bir gün 

    Beni unutma 

     

    Ben ayağımda çarık, elimde asa 

    Senin için şu yollara düşmüşüm 

    Senelerce sonra sana dönüşüm 

    Bir mahşer gününe de rastlasa 

    Beni unutma

    Ümit Yaşar Oğuzcan

    BANA BİR ŞARKI SÖYLE

     

    Özledim sesini ne olur konuş

    Bir gül açtır zamanların ötesinden

    Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gel

    Gök mavisinden, deniz mavisinden

    Bana bir şarkı söyle

    İçimde bir şey kımıldıyor

    Gözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzum

    Bir baksana ne haldeyim deli divane

    Yaralıyım, çaresizim umutsuzum

    Bana bir şarkı söyle

    Yağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıt

    Dökül karanlığıma ışıklar gibi

    Al beni, en uzaklara götür

    Sesin aksın içimde bir pınar gibi

    Bana bir şarkı söyle

    Bütün renkleri kat birbirine

    Buram buram bir turuncu getir geçen yazdan

    Bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi

    Hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan

    Bana bir şarkı söyle

    Bazan kar nasıl hazin yağar bilirsin

    Kurşuni bir gökyüzünden ağlamaklı

    İşte öyleyim, kapkarayım bu gün gel

    En hüzünlü sesinle, en dokunaklı

    Bana bir şarkı söyle

    Ümit Yaşar Oğuzcan

    AYRILIRKEN

     

    Dinle sevdiğim bu ayrılık saatidir

    Dünya var olalı beri çirkin ve soğuk

    Ergeç içeceğimiz bir ilaç gibi

    Tadı dudaklarımızda acımsı, buruk

    Bu saatte gözyaşları, yeminler

    Boş bir tesellidir inandığımız

    Perde kapanıyor, filim bitiyor işte

    O hiç bitmeyecek sandığımız

    Görüyorsun konuşacak bir şeyimiz kalmadı

    Sadece bakışlarımızda hüzün

    İşte ayrılık bu; hiç beklemediğimiz

    O ikiz kardeşi ölümün

    Anlıyorum bir daha görüşemeyeceğiz

    Bu son buluşmamızdır seninle

    Yeni bir hayata başlıyacaksın artık

    Onunla, o yeni sevgilinle.

    Anlıyorum artık o öpecek ellerini

    Kulağına aşkı o fısıldayacak

    İçinde bir pişmanlıktan başka

    Benden eser kalmayacak.

    Sigaranı söndür, kalkabiliriz

    On adım sonra yollarımız ayrılmalı

    Sakın ağlama ve bir şey söyleme bana

    İnsan ayrılırken bile büyük olmalı

    Ümit Yaşar Oğuzcan

    AŞK ŞAİRİ

     

    Acılar vardır, bir de çaresizlikler

    Ne zaman başladıysa benim öyküm

    Yürüdük, kimbilir kaç yıl beraber

    Bir yanımda aşk, bir yanımda ölüm

    Durup durup kirlendim yaşadıkça

    Aşktı beni yıkayan, Arıtan su

    Dünyamı saran bir uçtan bir uca

    Hep o bir gün sevememek korkusu

    Ben kalbimi o taşlarda biledim

    Bütün pisliklerini yeryüzünün

    Kazıdım hançerimle yeniledim

    Son dakikasında bile ömrümün

    Ben Tanrıdan başka bir şey istemem

    Her sevgiye açık olsun pencerem

    Ümit Yaşar Oğuzcan

    AŞK HEYKELİ

     

    bir gün bu şehrin en yüksek tepesine

    senin heykelini dikeceğim

    limana yanaşan gemilerden önce sen görüneceksin

    sen yol göstereceksin karanlıklarda

    pullarda senin resmin olacak

    vitrinlerde senin fotoğrafların

    bu şehre gelenlere

    önce seni gösterecekler

    bense dilediğim gibi

    günün her saatinde yalnız seni göreceğim

    ve

    karlı, soğuk bir kış günü

    senin o duygusuz ayaklarının dibinde

    can vereceğim.

    Ümit Yaşar Oğuzcan

              AŞK MIYDI O?

    Aşk mıydı o, aşkımsı bir şey miydi

    Neydi çekip kendine, beni bağlayan

    Kanatan dudağımı, tenimi dağlayan

    Elleri ta içimde o dev miydi

    Etime bir alev değmişçesine

    Nasıl da yakardı öptüğü zaman

    Bir su gibi akıp gitti avuçlarımdan

    Yorgunum şimdi bin yıl sevmişçesine

    Hani o yalnız benim olan gül, kırmızı

    Gözlerimin önünde açılan sonsuz bahçe

    Hani, o var olmalarımız öpüştükçe

    O delice sürdürmeler yaşantımızı

    Hiç doymamak oysa, tene, kokuya, aşka

    Sarıldıkça güçlenmek, bütünlenmek

    Kudurmuş arzularla zamanı yenmek

    Ve en kuytularda buluşmak korka korka

    Kimi gün utanmak otlardan, çimenlerden

    Kimi gece mıhlamak gölgemizi duvara

    Varmak için o sevgiyle açılmış kollara

    Apansız düşmek yükseklerde bir yerden

    Oydu işte alıştığım, özlediğim şimdi de

    Sevgice bir tutku, aşkımsı bir yakınlık

    Avunmak... Kırık dökük anılarla artık

    Kimbilir? o geceler yaşanmadı belki de

    GiT GeRi GeLMe

     

    Bana hayatta ne kadar değersiz olduğumu tekrar hatırlattığın için teşekkür ederim sevdiğim.Artık düşünemez oldum boş bir dünyada yaşıyor gibiyim sanki etrafımda hiç insan yok yalnız kalmış gibi sabahlara kadar sokaklarda dolanıp seni arayasım var gelmeyeceğini biliyorum ya belki o bilinc altıyla arardım seni en kıymetli şeyini kaybeden biri gibi.

     

    Seni sevmek çok değiştirdi bazen kendimi tanımlayamıyorum bir başkasıyla olmak istesem bile olmuyor hep karşıma çıkıyorsun beni terk edip gittin bu senin için kolaydı ama kalbimi söküp çıkaramazsın ya yerinden gittiğin günden beri kalbim acıyor kalp acırmı ya benimki acıyor işte daralıyorum hep boğazımda düğümlenmiş bir şeyler var en ufak şarkı sözünde kendimi kaybediyorum artık sana yazdıklarım bile beni avutmuyor

     

    Aklımdan geçenleri karalardım kağıtlara sonra ağlardım şimdi kalemim bile yoruldu seni yazmaya sevdim ben çok sevdim ve bu sevgim böyle bir gidişi hak etmedi benim fazla beklentilerim yoktu sadece sevgini istedim senden onu da bana çok gördün üstüne sanki beni nasıl seversin der gibi gittin ansızın gittin belki döner dedim bekledim günlerce ama sen gelmedin. Bazen isyan edesim geliyor ben böyle bir cezayı hak edecek kadar büyük bir günah mı işledim birinin ahınımı aldım anlam veremiyorum

     

    Acı çekiyorum arkamdan gülüyorlar umurunda bile değilsin onun hayatını rahat bırak diyorlar peki benim hayatım benim hayatımın hiçbir önemi yok mu ben neden her gün ağlamak zorunda mıyım ben her gün bir lokma yemek yemeden saatlerce uyumadan beklemek zorunda mıyım böyle terk edildim diye başkalarına da aynı muameleyi yapmak zorunda mıyım o kadar değersiz miyim değersizsem neden varım yok olsam kimin ne umurunda olacak sadist bir insan mı olmalıyım ruhsuz hiçbir şeye değer vermeyen. yapamıyorum özümden dönemiyorum kendimi sana ait hissederken başkasını sevemiyorum

     

    Sen git sevdiğim git ama şunu da asla unutma her gidişin dönüşü olur ama dönüşünde ne bulacağını asla bilemezsin benim sevgim tükenmez sana ama ben tükenirsem asla geri dönemem

    Kal Demedin!!!

                                                       
     
                                _KaL DeMeDiN_          

     

        "Kal" deseydin, kalırdım.           

    Demedin oysa...       

    Kuru bir "Bitmesin" den başka hiçbir şey demedin. Öyle
    kuru, öyle soğuk, öyle uzaktı ki ondaki anlam!

    Bu kadar kolay mıydı her şey, bu kadar yakın mıydık
    uçuruma? Savunmayacak mıydın sevgimizi?

    "Kal" diye haykırmayacak mıydın ardımdan?

    Düşündüğüm bu değildi...

    Hayal ettiklerim, beklediklerim başkaydı
    senden. Mücadele beklemiştim oysa, yelkensiz olan
    gemimizi kıyıya ulaştırırız sanmıştım, kıyıya
    ulaştırırsın sanmıştım...

    Oysa O'nu denizin ortasında savunmasız bırakmama göz
    yumdun... Bu kadar yıpratıcı olamazsın...

    Oysa bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda!

    Paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı.

    Yüreğimdeki martıların bir anlamı olmalıydı.

    Beynimizdeki melodilerin, aramızdaki çekimin, geçen
    akşamki sohbetin bir anlamı olmalıydı.

    Duygularımızın bir anlamı olmalıydı.

    Yüreğimdeki tüm MARTILAR'ı uçurdun şimdi...
    hangi yöne gittiler bilmiyorum, geri dönerler mi
    bilmiyorum.

    Dünya boşaldı mı ne! Neden bu kadar sessizleşti birden
    yaşam, neden artık parlamıyor
    yakamozlar gözlerimde, neden artık rüzgar
    esmiyor... her şey seninle mi kaldı yoksa...

    Mantığım, mantığımı bana bırak lütfen, ona ihtiyacım
    var. Bazı şeyleri anlamak için ona ihtiyacım var!

    Evet!

    Ben istedim ayrılığı,
    Çıkmaz yollara yönelen bendim,
    Kucağında bir yığın noktayla karşına çıkan bendim...
    Kahretsin! Bunu neden yaptığımı bilmiyorum

    Ve

    Senin buna nasıl göz yumduğunu...
    Tıpkı
    Balkondaki akasyaları sularken, fazla sudan dolayı
    sararacaklarını bilmediğim gibi...
    su onun için hayat olmalıydı oysa ve sen de benim
    tutunacak dalım!

    Bazı şeyler vardı aramızda biliyorsun, olmaması
    gereken ama daima varolan.

    Farklı uçlardaydık seninle, farklı mevsimleri
    seviyorduk farklı zamanlarda...

    sen büyük fırtınalara vardın, bense lodostan bile
    ürküyordum.

    Oysa başardığımız şeyler vardı her şeye rağmen, daha
    doğrusu öyle sanıyordum...

    Binlerce yıldız arasında, ayın güzelliğini
    gösterebilmekti tek amacım...
    yıldızları söndürmekti. . . sorunları yok etmekti. . .
    "Bitti" deyişim

    "Hayır" demeliydin!
    Hatta kıyametler koparmalıydın yüreğimde,
    Hendekler açmalıydın yoluma gidemeyeyim diye.
    Sahip çıkmalıydın gözlerimdeki ay'a sevgimiz diye...
    Beni yolumdan alıkoymalıydın...
    "Kal" demeliydin... defalarca "Kal" demeliydin...
    oysa demedin...

    Belki de senin çiçeklerin çoktan solmuştu ve ben
    akasyaları kışın yaşatmaya
    çalışmakla hata etmiştim... belki böylesi daha iyi
    oldu. . .

    "Kal" deseydin kalırdım...
    hem de seve seve kalırdım.
    Martılarla kalırdım
    Yakamozlarla kalırdım
    Demedin
    Bilir misin
    Kaç çığlık olup yıkıldı yüreğim giderken...
    Bilir misin
    Nasıl bir cana hasretti yüreğim, yolumdan
    döndürecek...

    Bilir misin
    Nasıl zor oldu ardıma bakmadan çekip gitmek...
    "KAL" desen kalacaktım...

    DEMEDİN OYSA!

    Göz Yaşı Borcu!!!


                                             ___________________                                               

    Adam genç kadına seslendi:
    - Bana gözyaşı borcun var!

    Genç kadın sordu:
    - Nasıl öderim?

    Adam gözlerini kırptı;
    - Haydi gülümse!

    Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi.
    Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.

    Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde.
    İkisi de bahar kokuyordu...
    Biri ilkbahar, diğeri güz.

    Adam, seslendi yine;
    - Bana mutluluk borcun var!

    Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu:
    -Nasıl ödeyebilirim?

    Heyecanlandı adam
    - Haydi yat dizlerime!

    Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca.
    Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının.
    Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu.
    Çaresizliğini ördü sırasıra.
    Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam.
    Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı.
    Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice.
    Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu.

    Genç kadının gözlerinin içine baktı;
    - Bana yürek borcun var!

    Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı.
    - Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?

    Adam kollarını uzattı
    - Haydi tut ellerimi!

    Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın.
    Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde.
    Genç kadın gitmek üzereydi.

    Adam son kez seslendi;
    - Bana can borcun var!

    Kadın irkildi;
    - Can mı?

    Sigarasından derin bir nefes çekti adam;
    - Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!

    Hoşuna gitti sözler kadının
    - Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?

    Adam, biraz daha yaklaştı;
    - Yum gözlerini!

    Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini.
    Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu
    kadının titreyen dudaklarına.

    - Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaslarını kadın...

    Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi;
    - Hayat öpücüğüydü!

    Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...

    Adam, şaşırdı;
    - Ya senin bu yaptığın neydi?

    Genç kadın kapıya yöneldi;
    - Veda öpücüğü!

    Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik
    ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın.
    Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına.
    - Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...

    Genç kadın sümbülleri aldı:
    - Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!

    Adam sevindi:
    - Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!

    Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam,
    - Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!

    Haykırışı yağmura karıştı.
                                                       Kadın, yağmuru hissetmeyen kalabalığa...
      
      
                                                             

    Uykumu Uyuttum!!!

                                                                         
          uykumu uyuttum uykusuz yatıyorum
    ama sen her şeyden habersiz ne güzel uyuyorsundur
    kim bilir ne kadar güzeldir saçlarının yastığı öpüşü
    tabii, ne yastığın haberi var ne saçlarının
    ben uyumuyorum...
    yastığımda yok saçların da...
     
     
     Melekler duymuyor sesimi.. KaranLık işte..
    Yine heryerde sessiz gözyaşLarım.. KeşkeLeri yok edemiyor korkuyorum !!!
    İnancım kaLmadı benim...

    ve sessizLik hakim geceme..
    ve sensizLik..
    ve ben ağLıyorum hergeceki gibi.. sessiz sessiz..

    gözyaşLarım akıyor içime.. damarLarımda doLaşıyor sen'Li sensizLikLer..
    ve yüreğim bitik...
    içime akıtıyorum ben gözyaşLarımı.. kimse görmesin,,kimse farketmesin diye..
    ve sen yoksun yanımda yine...

    bak !!
    hayır yanakLarımda arama yaşLarı,
    gözLerime bak...

    yüreğime bak usuL usuL..
    ve uzat eLini bir boşLuğa
    yokLa biraz etrafı..
    ne hissediyorsun..
    hayır gördüğünü değiL hissettiğini anLat bana...
    ve hissedemedikLerini...
    bir deniz göz rengin..
    sonbahardaki yaprak saçLarın...
    yağan yağmurda bakışLarın..
    ve eLLerin.. donmuş bi kaLıp buz parçası...
    hayır gördükLerini değiL,hissettikLerini öğrenmek istiyorum ben...
    bu ve bunun gibiLer...
    oysa ne çok söyLeyecekLerim vardı sana
    ne çok isyanLarım ve ne çok sawaşLarım vardı yarıda bırakıp kaçtığın...
    rövanşını yapacağımız turnuwaLar vardı binLerce..
    ve en büyüğü benim yüreğimdeki senin yüreğindeydi...
    topLamı sıfır veren biz'in çıkanından ben kaLıyordum..
    ve yüreğim bitik..
    kaç gece indirdim yıLdızLarı yeryüzüne
    ve kaçgece sakLambaç oynadık senLe ...
    ben hep eb'e oLuyordum ... sen karanLıktan korktuğumu biLe biLe en kuytu köşeye sakLanıveriyordun..
    ve sobe yapıp gidiyordun bir eLweda biLe demeden !
    ne ben görebiLiyordum seni nede sen beni...

    oysa..
    oysa ne çok oyunLar biLiyordumda korkuyordum söyLemeye...
    beLki bunLarda çekip gidersin diye..

    ve ne çok sessiz gözyaşLarı biriktirdim içimde..
    deniz oLdu şiştim,,şiştim ...
    sen beni beyenmez oLdun ben daha çok şiştim...
    bi sen sağLam kaLdın içimde.. bi sen sağLam yüreğimde...

    ve gittin...
     
    oysa neçok ağLadım yokLuğunda..
    sana farkettirmeden...
    ve sensizLiğin daLgasına inat bir damLa gözyaşı dökmeden!!!
     
     
     

    Başaramadık!!!



    Adına aşk koyduk yalnızlık oldu seninle ve senlerle yaşanan her bulantılı aşk..Bir yaprak gibi oldu şiirler , ufak bir rüzgara direnemedim.Bir araya toplandığımızda gördüm aynı kaderi paylaştığımı süpürge darbeleriyle karışırken döndüğüm yere , toprağa..Sessizliğimi sevdin sen aynı cümlelerin tekrarından nefret ettin..Oysa kaç hale sokulabilirdi ki yalın bir sevgi?Ki aynı da kalmalıydı aslında , bizim gibi sevemeyecek olan ki biz olmadığı içindir herhangi bir yük ve sevda taşıyan birinden kopyalanmamalıydı sözcüklerimiz.
    Büyümesi yavaşlarken , durmamışken aşk , sen kesip attın ve tabii ki sende kaldı işe yarar tüm parçalar yaşadıklarımıza ait , bana da kuru bir sonbahar kaldı.. suçladın her zamanki savurganlığınla , anlamadın hiçbir zaman iki noktanın arasına daha kaç hayal sığdırılırdı ki? İki noktam vardı , Yaşamım ve ölümüm ... İkisinin sebebi de sevgiyken sen suskunluğumu sevdin , kaçışlarımı ve ben sen yanımdayken de kaçardım bilirdim ki orda değildin..Nefret ettin sözcüklerimden ki beni de öyle sevmiştin..Yada ben sende öyle bir karmaşaya neden olmuştum kurduğum devrik cümlelerle...Şimdi devrik cümleler devrilmesine neden oldu kalbindeki heykellerimin kusura bakma adına heykel dedim çünkü sen suskunluğumu sevdin..Karşılıksız sevmeme değil sevgisizliğe bağladın bu suskunluğu...İki nokta arasından geçemezdin o iki nokta olmak istedin hep bense çabalıyordum seni iki noktanın yaşamak kısmında tutmak için...Severken hep bir yerlerimiz kanadı , Tutunamadık....Kanarken bağırmadım , neden demedim , sustum , suskunluğumu sevdin..Acı çektim , bağlandın , şimdi çözülemezken kesip attın...düğümün olduğu kısımları aldın bana bağlanamayacak kadar ufak bir parça kaldı...Suskunluğumu sevdin , susuyorum şimdi sensiz parçalarım bir güç ünitesine bağlı , iki noktamın sebebi de sevgiyken işte buydu seni yaşamda tutma çabamın nedeni...Ama sen her çabayı her sevgi sözcüğünü tekrar bildin , Suskunluğumu sevdin...